Bilgimerkezi Makaleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilgimerkezi Makaleleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2021 Pazar

Tarihçesi, psikolojisi, sosyolojisi, felsefesi, ideolojisi ve teknolojisi ile Savaş

 


Yaşam Savaşmıdır Bilmek Gerekir ?,Kafalarda başlatılan savaş nasıl bir şeydir ?,Kartaca yıkılmamalıdır Neden?,Sosyal Darwinciler’de ve faşistlerde yaşam ve savaş kavramı nasıldır ?,Savaş bir doğa yasası mıdır?,Hayvanlar dünyasında yaşam savaş mıdır?,Hayvanların evriminde otoburluk etoburluk,Yaşam çemberinde hayvanların yeri,Etoburluğa yol açan mutasyonlar,SAVAŞ AÇISINDAN İNSANLIĞIN TARİHÇESİ,OTOBURLUK ETOBURLUK AÇISINDAN İNSANIN ORGANİK EVRİMİ,İnsanın organik evrimi ve otoburluk,Kültürel evrime geçiş ve etoburluk,AVCILIK VE SAVAŞÇILIK AÇISINDAN İNSANIN KÜLTÜREL EVRİMİ,Leşyiyicilikten avcılığa,Avcılık ve toplayıcılıktan çiftçiliğe,Çiftçilikten çobanlığa,Çobanlıktan askerliğe,Talandan vergiye,Şeflikten devlete,Din adamı yönetiminden asker yönetimine,SAVAŞIN PSİKOLOJİSİ,Öfke duygusu,Acıyla koşullandırma,Korku belası,Güvensizlik duygusunun kaynakları,Ksenofobi (yabancı düşmanlığı),Hobbes paradoksu,Umarsızlık psikolojisi,Olasılık mantığı ve kumar psikolojisi,SAVAŞIN SOSYOLOJİSİ,Sınıfsız topluluklarda savaşın tohumları,Sınıflı toplumlarda savaşın kurumlaşması,Bir savaş makinesi olarak devlet,SAVAŞIN FELSEFESİ,Üstinsanın gelişinin aracı olarak savaş,Yaşam savaştır felsefesinin yargılanması,SAVAŞ İDEOLOJİLERİ,Aztekler’de yaşamı kurtarmanın aracı olarak savaş,Masailerde savaşın nedeni olarak demirciler,İslam’da “Hak” dinin yayılmasının aracı olarak savaş,Batı emperyalizminde “beyaz adamın yükü” olarak savaş,SAVAŞ TEKNOLOJİLERİ,Savaşlar buluşları kamçılar mı?,Teknoloji her zaman mutluluk sağlar mı?,Savaşın kâr-zarar hesabı,Savaşların ve savaş teknolojilerinin tarihteki önemi,İki tarih yaklaşımı,Çift odaklı insanlık tarihi,Sapiens’le Neanderthalensis savaştı mı?,Savaş teknolojisi ile üretim teknolojisinin etkileşimi,Savaşın kirli mirasının arındırılması,Savaş teknolojisinin gelişiminin kronolojik özeti ve Dünya tarihinde kimi savaşlardaki insan kayıpları Hakkındaki araştırmamızı tamamını okumanızı bilgievlerim olarak tavsiye ediyoruz...!

Yaşam bir savaş değildir. Savaş bir doğa yasası, hiç değildir. Savaş insanlığın kültürel evriminin belli bir noktasında ortaya çıkmıştır, belli koşulların ürünüdür. Söz konusu koşulların değişmesiyle savaş da insanlığın yakasını bırakacaktır. Daha doğrusu, insanlık savaşı başından atacaktır. Sınıflı toplumu ve devleti de. Belki onlarla birlikte, belki onlardan önce, belki onlardan sonra. Bu, koşullara bağlı.

Erkekler kadınlara binlerce yıldır şiddet uyguluyor

 


Hangi erkekler kadına şiddet uyguluyor?, MODERN YAŞAMA UYUM SAĞLAYAMAYAN ERKEK ŞİDDET UYGULUYOR, Kadına yönelik şiddetin sinyallerini nasıl anlayabiliriz?, Şiddete uğrayan ve şiddet uygulayanın psikolojisi nedir? Nasıl bir ruh hali şiddete sebep olur, şiddet uygulayan kişi şiddetin ardından neler düşünür?, Kadına yönelik şiddete erkekler ne gerekçe gösteriyor ve bu şiddet nasıl başlıyor?, Kadınların iş hayatına ve sosyal hayatına katılması şiddetin niteliğinde ve niceliğinde bir fark yaratıyor mu?, Şiddette eğitim, kırsal/kentsel bölge farkından söz edebilir miyiz?, Şiddetin yaşanmayacağı aileler ve okullar oluşturmak için kadınlara nasıl bir rol düşüyor?, Şiddete eğimli bir çocuğu nasıl normalleştirebiliriz? Konularını mrvmrt olarak araştırdık Makalemizden memnun kaldığınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz......

“Şiddetten, kadına uygulanan şiddetten bahsettiğimiz zaman, kimsenin aklına bu şiddeti kimin uyguladığını sormak gelmiyor… Oysa şunu kabul etmek gerekir ki kadınlara yönelen şiddet bütün bir İnsanlık tarihi boyunca ve şimdi de, İnsanlığın diğer yarısını oluşturan cinsiyetten gelmiştir. Elbette kadınlara şiddet uygulayan kadınlar da var (…) fakat genellikle söz konusu olan erkek şiddetidir.”

İki sene önce, Ekim 2017’de, ölümünden kısa süre önce katıldığı bir konferansta şiddetin doğasını biyolojinin perspektifinden bu sözlerle yorumlayan Fransız antropolog Françoise Héritier insanı “dişisine şiddet uygulayan tek tür” olarak tanımlamıştı. European Journal of Archaeology’nin son sayısında yayımlanan bir biyoarkeoloji çalışması Héritier’nin tespitine nicel bir boyut kazandırdı. 

Evrimin yüzümüzdeki izlerini büyükler kadar çocuklar da okuyabiliyor

 

Çıkık alnını sınırlandıran belirgin kaş çıkıntısı, sert bitkisel besinleri çiğnemeye elverişli büyük çene kasları, bu kasları taşıyabilecek kuvvette ve irilikte, dikey bir yüz. Bu tarif şüphesiz bir kurda ya da zebraya ait değil, ama insanı da tam anlamıyla yansıtmıyor. Belki biraz andırıyor diyelim… Zira hani bir anlamda agresif diyebileceğimiz bu eşgal Homo sapiens’e değilse de Homo cinsinin öteki üyelerine, mesela Homo erectus ve Neandertallara ait. Evrim sürecinde ilk insansılardan modern insana uzanan çatallı, dallı yol pek çok anatomik değişikliğe tanık oldu. 

Bunların büyük çoğunluğu da çevresel baskıların etkisiyle ortaya çıkan adaptasyonlardı. İklim değiştikçe ve bitki örtüsü farklı şekillere büründükçe solunum fizyolojisi, enerji ihtiyacı, kafatası hacmi, beslenme alışkanlıkları, yürüme biçimi, deri rengi, tüylenme miktarı, herşey ama herşey zincirleme bir cevap gösterir oldu. 

Et yiyen usta avcılar mıydık ilik peşinde koşan zayıf leşçiller mi? Karar Verin...!



Stanley Kubrick’in sinema tarihine geçen kült bilimkurgu filmi 2001: Bir Uzay Destanı’nın açılış sahnesini bilen bilir: Tarih öncesi bir zamanda modern insanın ataları olmaya aday bir grup insansı maymun çorak, taşlık bir arazide yerleri eşelemektedir. Günün birinde içlerinden biri üzerinde hiç et kalmamış bir hayvan iskeletenin önünde umutsuzca durmaktayken bir aydınlanma yaşar. 

Eline aldığı en büyük kemikle diğer kemiklere vurmaya başlar. Bunların kırıldığını gördükçe heyecanlanır ve darbelerinin şiddetini artırır. Bir yandan da iskeletin sahibi hayvanın toprağa düşüş anı gözünde canlanır. Kendisi insanlık tarihinin alet kullanan ilk bireyidir. Filmin kalanından bahsetmeye gerek yok. Ancak Homo sapiens denen filmin gerçek hayattaki ilgili sahnesi de bundan farklı olmasa gerek. 

2 Ekim 2021 Cumartesi

İnsanlık tarihi perspektifinden Neolitik devrim

 



İnsanlık tarihi perspektifinden
Neolitik devrim, şeflik ve devletin kuruluşunu yeniden değerlendirmek


Neolitik topluluklar, insanlığın kültürel evriminde asalak, avcı ve toplayıcı, kabaca eşitlikçi toplumsal yapılı ilkel topluluk dönemleri ile sınıflı, devletli, dinsel ideolojili uygar toplum biçimleri arasında “geçiş dönemi” topluluklarıdır. Neolitik bu yolda geçmişin “araç devrimi” ve “ateş devrimi” ile geleceğin biyoteknoloji ve bilişim devrimleriyle karşılaştırılabilecek önemde etkiler yaratmıştır

Neolitik Devrim Nedir?

1 Ekim 2021 Cuma

Antik Toplumlar Atıkların Geri Dönüştürülmesi Fikrine Öncülük Yaparmı ?

 



Döngüsel ekonomi, hammaddenin bugünün çılgın tüketim açlığını dindirmek için kullanıldığı, sonrasında da ürünlerin çöpe atıldığı savurgan doğrusal ekonomimize ilerici bir alternatif olarak görülüyor.

Döngüsel ekonomi fikri 1980’lerde ortaya çıktı. Fakat bu, onarım, geri dönüşüm, yenileme veya yeniden düzenleme gibi döngüsel ekonominin temelindeki uygulamaların aynı derecede yeni olduğu anlamına gelmiyor. Tüm bu stratejilerin amacı, materyallerin mümkün olduğunca uzun süre kullanılmalarını sağlamak. Ve hiçbiri öyle devrimci yenilikler değil.

İnsan diğer hayvanlar içerisinde nasıl tanımlanır biliyormusunuz?

 


İnsanın nasıl tanımlanabileceğine ilişkin ilk çağlardan itibaren bazı sorular sorulmaya başlanmış ve bu sorulara bazı felsefi önermelerle yanıt aranmıştır. İnsanın bilgi birikimi arttıkça ve bilimsel gelişmeler hızlandıkça insanın diğer hayvanlar arasında nasıl bir yeri olduğuna ilişkin çok daha açıklayıcı ve kapsamlı yanıtlar verilmeye başlanmıştır. Evrim kuramının bu yanıtların geliştirilmesinde önemli bir yeri vardır.

Peki insanın diğer hayvanlar arasındaki yerini nasıl tanımlayabiliriz? Bu soruya Metin Özbek, 50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi (1) kitabında şöyle yanıt veriyor:

İnsanı nasıl tanımlarız?

Arap Yarımadası’na yapılan en eski hominin göçleri hakkında bilgiler

 



Arap Yarımadası’na yapılan en eski hominin göçleri için yeni adaptasyonlar gerekmemiş

Max Planck İnsan Bilimi Enstitüsü’nden bilim insanlarının liderliğinde yapılan ve Nature Ecology and Evolution’da yayımlanan yeni bir çalışma, Afrika’nın dışına yapılan erken evrimsel yayılımların kurak ve sert çöller gibi çevresel uç noktalara uyum için adaptasyon içermediğini gösterdi. Ti’s al-Ghadah bölgesinde bulunan taş aletler ve fosil hayvan kalıntıları, homininlerin Suudi Arabistan’daki varlıkları hakkında önceden tahmin edilene göre en az 100.000 yıl öncesine ait kesin kanıtlar sunuyor. 

Fosil faunasının kararlı izotop analizi, günümüzde doğu Afrika’daki bozkırlarda bulunanlara benzer kuraklık düzeylerine sahip yerlerde çayır vejetasyonun baskın olduğunu gösteriyor. Kararlı izotop verileri, arkaik atalarımızın Afrika dışına ilk yayılımlarının, değişen çevre koşullarına yeni adaptasyonların bir sonucu olmaktan çok yayılım alanlarının genişlemesinin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Yabani şempanzeler arkadaşlarıyla besinlerini paylaşıyor

 



Kısa vadede bir getirisi olmadığı halde neden ailemizin dışındakilerle yediklerimizi paylaşırız? Uluslararası bir araştırma ekibi; Fildişi Sahili, Tai Ulusal Parkı’ndaki şempanzelerin doğal besin paylaşımı davranışlarını gözlemledi. Et, bal ya da büyük meyveler gibi büyük ve arzu edilen gıda maddelerine sahip şempanzelerin arkadaşlarıyla yiyeceklerini paylaştıklarını ve ne yüksek hakimiyet statüsünün ne de besin hırsızı diğer hayvanlar tarafından rahatsız edilmenin, paylaşım kararlarını etkilediğini tespit ettiler.


Avlanmadan sonra eti paylaşma ve kıymetli gıdaların değiş tokuş yapılması, insan toplumlarındaki işbirliğinin evriminde anahtar kabul edilir. Öne çıkan bir fikre göre insanların değerli yiyeceklerini paylaşmalarının nedeni, paylaşmayı seçtiğimiz kişilerin gelecekte bizimle işbirliği yapmalarının daha olası olması. 

Dinsel ideoloji ve gönüllü kulluk nasıl olur ?

Tanrılara önce “bilen özne” yetisi yüklenmişti. Sonra, ilerde “her şeyi bilen” oldukları ileri sürülecekti. En sonunda, insanların “bilen özne” olma nitelikleri ellerinden alınıp tanrılara sunulduğu için, insanlar bilen öznelikten bilmeyen kulluğa düşürülünce, her şeyi bilen sanal öznelerin, gerçek insan öznelerin üstüne çıkarılıp (onları yaratan ve yönetenler sayılarak) “aşkınözneleştirme” düşünsel/inançsal işlemi tanrıların kafada yaratılmasıyla tamamlandı.

Haydi biraz siyaset felsefesi yapalım. Siyaset yapmak ne kadar iyidir bilemem ama siyasetin felsefesi hiç fena değil. Hafta sonu kitapçıda gözüme bir kitap takıldı ve hemen aldım: Etienne de La Boetie’nin “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev”. Aslında, üniversite yıllarında okumuştum bu kitabı. Ancak çok iyi okumamışım, onu anladım bu kez. Son yıllarda beni en çok doyuran kitaplardan birisi oldu. Kitap bittiğinde gerçekten güzel bir yemek ziyafetinden kalkmış ancak epeyce yorgun hissettim kendimi. 

Hayvanlar konuşabilir mi?

Bilimkurgunun değişmez sorusu: Hayvanlar konuşabilir mi?

Bu hafta Sorularla Bilim köşesinde bilimkurgu filmlerinin değişmez konularından birini ele alıyoruz: Hayvanlar konuşabilir mi? Ya da hayvanlar, iletişim kurmak için insanların kullandıkları dillere benzer bir dil oluşturabilir mi?

Bu konu, antropolojik araştırmaların yanı sıra bir miktar felsefi tartışmayı da içeriyor. Çünkü her hayvan birbirleriyle ve insanlarla iletişim kurmak için az ya da çok bazı hareketler ve sesler içeren birtakım yöntemler kullanır. Bu noktada sorulması gereken soru, hayvanların kullandıkları bu yöntemlerin “dil”den ayrılan yanları nelerdir?

Kolesterol Molekülü, 558 Milyon Yıl Önce Yaşamış En Eski Hayvanı Ortaya Çıkardı


Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) ve denizaşırı ülkelerden gelen biliminsanları, 558 milyon yıl önce dünyada yaşamış olan ve jeolojik kayıtlara göre en erken hayvan olduğu doğrulanan hayvanı ortaya çıkarmak için eski bir fosildeki yağ moleküllerini kullandılar. 1,4 metre uzunluğunda ve vücudu boyunca uzanan kaburga benzeri bölümlerle oval şekilli olan Dickinsonia adı verilen “tuhaf yaratık”,

 Kambriyen patlamasından 20 milyon yıl önce dünyada yaşayan Ediyakara Biyotası’nın bir parçasıydı. ANU doktora öğrencisi Ilya Bobrovskiy, Rusya’nın kuzeybatısındaki Beyaz Deniz’in yakınındaki uzak bir bölgede iyi korunmuş bir Dickinsonia fosilinin, dokularında hâlâ hayvan yaşamının ayırt edici özelliği olan bir tür yağ olan kolesterol molekülleri içerdiğini keşfetti.

12 Ocak 2021 Salı

Erkekler kadınlara binlerce yıldır şiddet uyguluyor

 


Hangi erkekler kadına şiddet uyguluyor?, MODERN YAŞAMA UYUM SAĞLAYAMAYAN ERKEK ŞİDDET UYGULUYOR, Kadına yönelik şiddetin sinyallerini nasıl anlayabiliriz?, Şiddete uğrayan ve şiddet uygulayanın psikolojisi nedir? Nasıl bir ruh hali şiddete sebep olur, şiddet uygulayan kişi şiddetin ardından neler düşünür?, Kadına yönelik şiddete erkekler ne gerekçe gösteriyor ve bu şiddet nasıl başlıyor?, Kadınların iş hayatına ve sosyal hayatına katılması şiddetin niteliğinde ve niceliğinde bir fark yaratıyor mu?, Şiddette eğitim, kırsal/kentsel bölge farkından söz edebilir miyiz?, Şiddetin yaşanmayacağı aileler ve okullar oluşturmak için kadınlara nasıl bir rol düşüyor?, Şiddete eğimli bir çocuğu nasıl normalleştirebiliriz? Konularını mrvmrt olarak araştırdık Makalemizden memnun kaldığınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz......

“Şiddetten, kadına uygulanan şiddetten bahsettiğimiz zaman, kimsenin aklına bu şiddeti kimin uyguladığını sormak gelmiyor… Oysa şunu kabul etmek gerekir ki kadınlara yönelen şiddet bütün bir İnsanlık tarihi boyunca ve şimdi de, İnsanlığın diğer yarısını oluşturan cinsiyetten gelmiştir. Elbette kadınlara şiddet uygulayan kadınlar da var (…) fakat genellikle söz konusu olan erkek şiddetidir.”

İki sene önce, Ekim 2017’de, ölümünden kısa süre önce katıldığı bir konferansta şiddetin doğasını biyolojinin perspektifinden bu sözlerle yorumlayan Fransız antropolog Françoise Héritier insanı “dişisine şiddet uygulayan tek tür” olarak tanımlamıştı. European Journal of Archaeology’nin son sayısında yayımlanan bir biyoarkeoloji çalışması Héritier’nin tespitine nicel bir boyut kazandırdı. 

Evrimin yüzümüzdeki izlerini büyükler kadar çocuklar da okuyabiliyor

 

Çıkık alnını sınırlandıran belirgin kaş çıkıntısı, sert bitkisel besinleri çiğnemeye elverişli büyük çene kasları, bu kasları taşıyabilecek kuvvette ve irilikte, dikey bir yüz. Bu tarif şüphesiz bir kurda ya da zebraya ait değil, ama insanı da tam anlamıyla yansıtmıyor. Belki biraz andırıyor diyelim… Zira hani bir anlamda agresif diyebileceğimiz bu eşgal Homo sapiens’e değilse de Homo cinsinin öteki üyelerine, mesela Homo erectus ve Neandertallara ait. Evrim sürecinde ilk insansılardan modern insana uzanan çatallı, dallı yol pek çok anatomik değişikliğe tanık oldu. 

Bunların büyük çoğunluğu da çevresel baskıların etkisiyle ortaya çıkan adaptasyonlardı. İklim değiştikçe ve bitki örtüsü farklı şekillere büründükçe solunum fizyolojisi, enerji ihtiyacı, kafatası hacmi, beslenme alışkanlıkları, yürüme biçimi, deri rengi, tüylenme miktarı, herşey ama herşey zincirleme bir cevap gösterir oldu. 

Et yiyen usta avcılar mıydık ilik peşinde koşan zayıf leşçiller mi? Karar Verin...!

 



Stanley Kubrick’in sinema tarihine geçen kült bilimkurgu filmi 2001: Bir Uzay Destanı’nın açılış sahnesini bilen bilir: Tarih öncesi bir zamanda modern insanın ataları olmaya aday bir grup insansı maymun çorak, taşlık bir arazide yerleri eşelemektedir. Günün birinde içlerinden biri üzerinde hiç et kalmamış bir hayvan iskeletenin önünde umutsuzca durmaktayken bir aydınlanma yaşar. 

Eline aldığı en büyük kemikle diğer kemiklere vurmaya başlar. Bunların kırıldığını gördükçe heyecanlanır ve darbelerinin şiddetini artırır. Bir yandan da iskeletin sahibi hayvanın toprağa düşüş anı gözünde canlanır. Kendisi insanlık tarihinin alet kullanan ilk bireyidir. Filmin kalanından bahsetmeye gerek yok. Ancak Homo sapiens denen filmin gerçek hayattaki ilgili sahnesi de bundan farklı olmasa gerek. 

İnsanlık tarihi perspektifinden Neolitik devrim

 



İnsanlık tarihi perspektifinden
Neolitik devrim, şeflik ve devletin kuruluşunu yeniden değerlendirmek


Neolitik topluluklar, insanlığın kültürel evriminde asalak, avcı ve toplayıcı, kabaca eşitlikçi toplumsal yapılı ilkel topluluk dönemleri ile sınıflı, devletli, dinsel ideolojili uygar toplum biçimleri arasında “geçiş dönemi” topluluklarıdır. Neolitik bu yolda geçmişin “araç devrimi” ve “ateş devrimi” ile geleceğin biyoteknoloji ve bilişim devrimleriyle karşılaştırılabilecek önemde etkiler yaratmıştır

Neolitik Devrim Nedir?

Antik Toplumlar Atıkların Geri Dönüştürülmesi Fikrine Öncülük

 



Döngüsel ekonomi, hammaddenin bugünün çılgın tüketim açlığını dindirmek için kullanıldığı, sonrasında da ürünlerin çöpe atıldığı savurgan doğrusal ekonomimize ilerici bir alternatif olarak görülüyor.

Döngüsel ekonomi fikri 1980’lerde ortaya çıktı. Fakat bu, onarım, geri dönüşüm, yenileme veya yeniden düzenleme gibi döngüsel ekonominin temelindeki uygulamaların aynı derecede yeni olduğu anlamına gelmiyor. Tüm bu stratejilerin amacı, materyallerin mümkün olduğunca uzun süre kullanılmalarını sağlamak. Ve hiçbiri öyle devrimci yenilikler değil.

İnsan diğer hayvanlar içerisinde nasıl tanımlanır?

 


İnsanın nasıl tanımlanabileceğine ilişkin ilk çağlardan itibaren bazı sorular sorulmaya başlanmış ve bu sorulara bazı felsefi önermelerle yanıt aranmıştır. İnsanın bilgi birikimi arttıkça ve bilimsel gelişmeler hızlandıkça insanın diğer hayvanlar arasında nasıl bir yeri olduğuna ilişkin çok daha açıklayıcı ve kapsamlı yanıtlar verilmeye başlanmıştır. Evrim kuramının bu yanıtların geliştirilmesinde önemli bir yeri vardır.

Peki insanın diğer hayvanlar arasındaki yerini nasıl tanımlayabiliriz? Bu soruya Metin Özbek, 50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi (1) kitabında şöyle yanıt veriyor:

İnsanı nasıl tanımlarız?

10 Ocak 2021 Pazar

Arap Yarımadası’na yapılan en eski hominin göçleri

 



Arap Yarımadası’na yapılan en eski hominin göçleri için yeni adaptasyonlar gerekmemiş

Max Planck İnsan Bilimi Enstitüsü’nden bilim insanlarının liderliğinde yapılan ve Nature Ecology and Evolution’da yayımlanan yeni bir çalışma, Afrika’nın dışına yapılan erken evrimsel yayılımların kurak ve sert çöller gibi çevresel uç noktalara uyum için adaptasyon içermediğini gösterdi. Ti’s al-Ghadah bölgesinde bulunan taş aletler ve fosil hayvan kalıntıları, homininlerin Suudi Arabistan’daki varlıkları hakkında önceden tahmin edilene göre en az 100.000 yıl öncesine ait kesin kanıtlar sunuyor. 

Fosil faunasının kararlı izotop analizi, günümüzde doğu Afrika’daki bozkırlarda bulunanlara benzer kuraklık düzeylerine sahip yerlerde çayır vejetasyonun baskın olduğunu gösteriyor. Kararlı izotop verileri, arkaik atalarımızın Afrika dışına ilk yayılımlarının, değişen çevre koşullarına yeni adaptasyonların bir sonucu olmaktan çok yayılım alanlarının genişlemesinin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Yabani şempanzeler arkadaşlarıyla besinlerini paylaşıyor

 



Kısa vadede bir getirisi olmadığı halde neden ailemizin dışındakilerle yediklerimizi paylaşırız? Uluslararası bir araştırma ekibi; Fildişi Sahili, Tai Ulusal Parkı’ndaki şempanzelerin doğal besin paylaşımı davranışlarını gözlemledi. Et, bal ya da büyük meyveler gibi büyük ve arzu edilen gıda maddelerine sahip şempanzelerin arkadaşlarıyla yiyeceklerini paylaştıklarını ve ne yüksek hakimiyet statüsünün ne de besin hırsızı diğer hayvanlar tarafından rahatsız edilmenin, paylaşım kararlarını etkilediğini tespit ettiler.


Avlanmadan sonra eti paylaşma ve kıymetli gıdaların değiş tokuş yapılması, insan toplumlarındaki işbirliğinin evriminde anahtar kabul edilir. Öne çıkan bir fikre göre insanların değerli yiyeceklerini paylaşmalarının nedeni, paylaşmayı seçtiğimiz kişilerin gelecekte bizimle işbirliği yapmalarının daha olası olması.